Ruken KADIOĞLU/ANKARA, (DHA)- MİLLİ Savunma Bakanlığı (MSB), Türkiye’nin Karadeniz’e yönelik temel stratejisine ilişkin, “Bölgesel sahiplik ilkesi ve Montrö Sözleşmesi’nden taviz verilmesi söz konusu değildir. Bütün çalışmalar buna göre yapılmaktadır” açıklamasını yaptı.
MSB, Türkiye’nin Karadeniz’e yönelik güvenlik anlayışı, temel stratejisi ve bu strateji çerçevesinde kurulan NATO ve NATO dışı çok uluslu deniz karargahları ile Adana’da kurulum çalışmaları devam eden Çok Uluslu Kolordu Karargahı konusunda açıklama yaptı. Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, “Bölgesel sahiplik ilkesi ve Montrö Sözleşmesi’nden taviz verilmesi söz konusu değildir. Bütün çalışmalar buna göre yapılmaktadır. Türkiye’nin Karadeniz’e yönelik güvenlik anlayışı; Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin sağladığı denge ve istikrarın korunmasına, bölgesel sahiplik ilkesi doğrultusunda Karadeniz’e kıyıdaş ülkelerin öncelikli rol üstlenmesine dayanmaktadır. Bu yaklaşım sayesinde Karadeniz, geçmişte olduğu gibi günümüzde de geniş çaplı bir çatışma alanına dönüşmemiştir. Türkiye, Rusya-Ukrayna savaşı sürecinde Montrö hükümlerini kararlılıkla uygulayarak çatışmanın deniz boyutuna yayılmasını önlemiştir. Karadeniz’de artan jeopolitik rekabet ve güvenlik risklerine rağmen ülkemiz, bölgedeki istikrarın korunması, gerilimin tırmandırılmaması ve güvenliğin öncelikle kıyıdaş ülkeler tarafından sağlanması yönündeki tutumunu sürdürmektedir. Bu doğrultuda Türkiye, Karadeniz’in bir rekabet alanına dönüşmesini engellemeye yönelik inisiyatif almaya devam etmekte ve bölgesel güvenlik mimarisinin korunmasında aktif rol üstlenmektedir” denildi.
‘DENİZ UNSUR KOMUTANLIĞI GÖREVİ, ÜLKEMİZ TARAFINDAN YÜRÜTÜLECEK’
Açıklamada, Ukrayna Gönüllüler Koalisyonu Deniz Unsur Komutanlığı’na (MCC) ilişkin de “Rusya-Ukrayna Savaşı’nın anlaşmayla sona ermesi durumunda alınacak güvenlik düzenlemelerine yönelik planlamaların yürütüldüğü ve halihazırda 33 ülkenin katılma isteğini beyan ettiği ‘Ukrayna Gönüllüler Koalisyonu’, NATO ile ilişkili olmayan çok uluslu bir girişimdir. Bu girişim kapsamında oluşturulan Çok Uluslu Ukrayna Kuvveti’nin (MNF-U), Fransa’da (Paris) çekirdek personel ile teşkil edilen operatif karargah üzerinden yönetilmesi planlanmaktadır. Bu kuvvetin Deniz Unsur Komutanlığı (MCC) görevi güvenlik ve istikrarın korunması, bölgesel sahiplik ilkesinin sürdürülmesi ve Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile tesis edilen dengenin muhafazası amacıyla ülkemiz tarafından yürütülecektir. Bu doğrultuda, 15-16 Nisan 2025 tarihlerinde Ankara’da gerçekleştirilen toplantıda, Türkiye’nin deniz boyutundaki planlama faaliyetlerine liderlik etmeyi sürdürmesi ve Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin ortaya koyduğu hukuki çerçevenin planlamalarda esas alınması hususlarında mutabakata varılmıştır. Deniz Unsur Komutanlığı Karargahı, 25 Ağustos 2025 tarihinden itibaren tamamı Türk personelden oluşan çekirdek kadro ile teşkil edilmiştir. Deniz Unsur Komutanlığı’na 14 ülke katkı beyanında bulunmuştur ancak deniz platformlarına yönelik katkılar sadece kıyıdaş ülkeler olan Türkiye, Romanya ve Bulgaristan tarafından sağlanacaktır” ifadelerine yer verildi.
‘MCM BLACK SEA, TÜRKİYE ÖNCÜLÜĞÜNDE OLUŞTURULDU’
Rusya-Ukrayna Savaşı sırasında Karadeniz’de sürüklenen mayın tehlikesine karşı kurulan Karadeniz Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu’nun (MCM Black Sea) görevlerine ilişkin de, şöyle denildi:
“Türkiye öncülüğünde Romanya ve Bulgaristan tarafından oluşturulmuş, NATO kuvvet yapısı dışında kalan bir girişimdir. Söz konusu görev kuvveti, 11 Ocak 2024 tarihinde imzalanan mutabakatla kurulmuş ve 1 Temmuz 2024’te ilk aktivasyonu ilan edilmiştir. Temel görevi, Karadeniz’de mayın arama faaliyetleri icra etmek ve kritik su altı altyapılarının güvenliğine katkı sağlamak olan bu yapı, katılımcı ülkelerin milli mayın arama gemileriyle faaliyet göstermekte, komuta ve karargah görevi 6 aylık rotasyonlarla üç ülke arasında dönüşümlü olarak yürütülmektedir. Halihazırda görev kuvveti, ülkemiz tarafından komuta edilen 9’uncu aktivasyon periyodunu icra etmektedir.”
‘2023 YILINDA NATO KARARGAHLARI KURULMASI FAALİYETLERİNE BAŞLANDI’
Milli Savunma Bakanlığı, NATO Karargahları’na ilişkin ise “1952 yılında NATO’ya üye olan Türkiye, İttifakın en büyük ikinci ordusuna sahiptir ve NATO komuta ve kuvvet yapısında önemli görev ve sorumluluklar üstlenmektedir. NATO’nun Savunma ve Caydırıcılık Konsepti’ne uygun olarak 2020 yılından itibaren plan ile komuta kontrol sistemlerinde; tehdidi caydırmak ve savunmaya geçişi kolaylaştırmak, NATO topraklarına karşı icra edilecek bir saldırıya karşı savunmayı güçlendirmek maksadıyla değişikliğe gidilmiştir. Stratejik ve bölgesel planlar hazırlanmış ve bahse konu planları uygulayacak karargahların tesis edilmesi öngörülmüştür. Bu kapsamda; 2023 yılında Çokuluslu Kolordu Karargah-Türkiye (MNC-TÜR) ve 2024 yılında Birleşik Görev Kuvveti (CTF) Karadeniz kurulması faaliyetlerine başlanmıştır” bilgilendirmesinde bulundu.
‘CTF-BLACK KARARGAHININ KOMUTASI ÜLKEMİZ TARAFINDAN ÜSTLENİLDİ’
Bakanlık, Birleşik Görev Kuvveti-Karadeniz’e (CTF BLACK) yönelik de “Deniz harekat alanında planların uygulanabilmesi için 2024 yılında 5 adet (Atlantik, Kuzey Denizi, Baltık Denizi, Akdeniz ve Karadeniz) Birleşik Görev Kuvveti (CTF) kurulması planlanmıştır. Karadeniz’de kurulacak olan CTF-Black karargahının komutası ve ev sahipliği bölgesel sahiplik ilkemiz gereğince 2028 yılına kadar ülkemiz tarafından üstlenilmiştir. 2028 yılını müteakip Karadeniz’e kıyıdaş müttefiklerin (Romanya ve Bulgaristan) yapacağı tekliflere istinaden bahse konu karargaha ev sahipliği ve komuta edecek ülke belirlenecektir. Karargah kurulum faaliyetlerine devam edilmekte olup sadece çekirdek personel atamaları yapılmıştır” bilgilendirmesinde bulundu.
‘TÜRKİYE NATO KARAR MEKANİZMASINDA AKTİF ROL ÜSTLENİYOR’
Bakanlık, NATO MNC-TÜR ve CTF BLACK de sadece Türk personelin görevli olduğuna dikkat çekerek, “Bilgilerini paylaştığımız üç adet deniz ve bir adet kara karargahı ülkemizin güvenlik ihtiyaçları ve Karadeniz’e yönelik politik duruşumuz ile uyumlu olarak teşkil edilmektedir. Türkiye NATO karar mekanizmasında aktif rol üstleniyor. Türkiye, bu rolüyle geçmişte NATO’ya kuvvet tahsis eden bir ülke olmanın ötesine geçerek bugün karar alma ve yön verme süreçlerinde aktif rol üstlenmekte, oluşturulan yapıları kendi güvenlik öncelikleri doğrultusunda şekillendirmektedir. Sonuç olarak; savunma ve güvenlik konuları, eksik bilgi ve sığ bakış açısıyla yorumlanamayacak ve günlük tartışmalara konu edilmeyecek kadar önemlidir. Bu kapsamda Bakanlığımız tarafından yapılan resmi açıklamaların takip edilmesi ve dezenformasyon içeren haber ve yorumlara itibar edilmemesi önem arz etmektedir” denildi. (DHA)



